Grimmburg adlı
küçük Alman prensliğinde işler yolunda gitmemektedir. Çağın gerisinde kalmış bu
grandüklüğü yöneten hanedan, ülkeyi iflasın eşiğine getirmiştir. Dahası,
hastalıklı veliaht Prens Albrecht’in uzun yaşamayacağı korkusu da ülkenin
geleceğine dair ümitlere gölge düşürmektedir. Grandükün, Klaus Heinrich adlı
ikinci bir oğlunun dünyaya gelmesi herkesi sevince boğsa da, genç vârisin
fiziksel bir kusuru olduğu anlaşılır. Kusurunu gizleyerek yaşamayı öğrenen
Klaus Heinrich, sıradan insanlar karşısındaki varoluşunun içi boş olduğunu çok
geçmeden fark eder. Amerikalı bir zenginin kızı Imma’yla yolları
kesiştiğindeyse, Klaus Heinrich hayattaki rolünü sorgulamaya başlar.
İkinci romanı Majesteleri Kral’da Thomas Mann, içine
kapanık, dış dünyaya ayak uyduramamış bir Alman grandüklüğüne tüm Avrupa’yı
sığdırmayı başarıyor. Dünya Savaşı öncesinde saray hayatını, soylular sınıfının
modern dünyadaki yerini sorguluyor. Bireysel özgürlük ile görev bilinci,
gelenek ile modernite arasındaki zıtlıkları masalsı bir dille ortaya koyuyor.