Yakın Doğuda Besin Üretimi Doğuşu Ve Yayılışı
45,00 TL
| SKU | 9789755537122 |
|---|---|
| Yazar | Izzet Çıvgın |
| Yayınevi | Doruk Yayınları |
Tarihöncesi, özellikle de Tarim Devriminin ortaya çikip olgunlastigi Neolitik Dönem, okumaya merakli kitlenin ilgisini çekmesine karsin daha ziyade akademik metinlerde islenen bir konu olmaya devam ediyor. Oysa çok teknik olabilen bilimsel çalismalarin anlasilir kilinarak konuya dair bilgilerin genis kitlelere ulastirilmasinda sonsuz yarar var. Zira türümüzün nereden nereye geldigini, niçin/nasil ve hangi kosullarda besin üretmeye basladigini, Neolitik Devrimin çekirdek bölge Bereketli Hilal’den çevreye nasil yayildigini, ilk evlerin görünümlerini ve büyüklüklerini, dini/siyasal kurumlarin ortaya çikis kosullarini, ilk yerlesimlerin nasil büyüdügünü, tabakali toplumlara niçin ve ne zaman geçildigini, toplumsal hiyerarsinin kaçinilmaz olup olmadigini istisnasiz hepimiz merak ediyoruz.
Neolitik, Insanlik Tarihi’nin en kritik dönemeci. Avci-toplayiciliktan çiftçi-çobanliga geçis, yasadigimiz dünyayi ortaya çikaran unsurlarin en önemlisi. Ama bu vites degisikliginin bizi daha mutlu bir türe dönüstürdügünü söylemek zor. Çiftçilerin avcilara nazaran çok daha sagliksiz ve mutsuz olduklarini ifade eden hayli genis bir literatür var. Aslinda hayvan ve bitkileri bilinçli bir tercihin ürünü olmaksizin evcillestiren atalarimiz, kendileri de evcillesmek zorunda kaldilar, belli bir mekâna hapsoldular ve uzun vadede envaiçesit hastaligi yasadiklari yerlesimlere çektiler. Hastaliklar kadar, yogun nüfus artislarinin, esitsizligin (toplumsal hiyerarsinin), kent/uygarlik/devletin ve savasin kökenleri de Neolitige uzaniyor. Alan H. Simmons’in isabetle belirttigi üzere, türümüz Neolitik Devrimi yasamamis olsaydi bu tip kitaplari yazamayacak, böylesi bir çabaya ihtiyaç duymayacaktik. Ama herhalde Sapiens’in baska bir yol izleme sansi da yoktu ki besin üretimi dünya yüzeyinde birbirinden bagimsiz 8-10 merkezde birden dogdu. Yakin Dogu olmasaydi Çin’de, Çin olmasaydi Meksika’da besin üretimi icat edilecekti (edildi). Öyleyse, bugünü sevenler için Yasasin, esitsizligi lanetleyenler için de Kahrolsun Neolitik!
Neolitik, Insanlik Tarihi’nin en kritik dönemeci. Avci-toplayiciliktan çiftçi-çobanliga geçis, yasadigimiz dünyayi ortaya çikaran unsurlarin en önemlisi. Ama bu vites degisikliginin bizi daha mutlu bir türe dönüstürdügünü söylemek zor. Çiftçilerin avcilara nazaran çok daha sagliksiz ve mutsuz olduklarini ifade eden hayli genis bir literatür var. Aslinda hayvan ve bitkileri bilinçli bir tercihin ürünü olmaksizin evcillestiren atalarimiz, kendileri de evcillesmek zorunda kaldilar, belli bir mekâna hapsoldular ve uzun vadede envaiçesit hastaligi yasadiklari yerlesimlere çektiler. Hastaliklar kadar, yogun nüfus artislarinin, esitsizligin (toplumsal hiyerarsinin), kent/uygarlik/devletin ve savasin kökenleri de Neolitige uzaniyor. Alan H. Simmons’in isabetle belirttigi üzere, türümüz Neolitik Devrimi yasamamis olsaydi bu tip kitaplari yazamayacak, böylesi bir çabaya ihtiyaç duymayacaktik. Ama herhalde Sapiens’in baska bir yol izleme sansi da yoktu ki besin üretimi dünya yüzeyinde birbirinden bagimsiz 8-10 merkezde birden dogdu. Yakin Dogu olmasaydi Çin’de, Çin olmasaydi Meksika’da besin üretimi icat edilecekti (edildi). Öyleyse, bugünü sevenler için Yasasin, esitsizligi lanetleyenler için de Kahrolsun Neolitik!